sevgililer günü

14/2/2007 · Kategori: bilim

Her yıl 14 Şubat günü Sevgililer Günü olarak anılır.

Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Valentine Günü" olarak bilinir. Romantik aşk ile bağlantısı Orta Çağ'ın sonlarına doğru, o zamanki akımlardan kaynaklı oluşmuş ve zamanla dinsel özelliğini yitirmiştir. 1969 yılında dini takvimden de çıkarılarak dini anlamda kutlanması sona ermiştir.

Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.

<****** type=text/**********> //

 

Şubat ayı bereket festivalleri

Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.

Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.

Valentine

1712 yılına ait İsveç almanağında 14 Şubat Valentine olarak belirtilmiş
1712 yılına ait İsveç almanağında 14 Şubat Valentine olarak belirtilmiş

Katolik Ansiklopedisi'ne göre(1908) eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş 3 tane Aziz Valentine geçmektedir:

  • Roma'da 3. yüzyıl ın ikinci yarısında öldürülmüş ve Via Flaminia gömülmüş bir rahip.
  • Aynı zamanlara denk gelen ve Interamna (modern Terni) piskoposu. O da Via Flaminia'ya gömülmüş fakat rahipten farklı bir mezara.
  • Afrika'da hakkında çok az bilgi olan bir kişi.

Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı eski tarihte hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsanedir. Valentine'nin onuruna kutlama günü, 14 Şubat 496 yılında Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir.

1969 yılında kilise takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.

Orta Çağ

Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.

Hristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu efsanelerde geçen başlıcaları şöyledir:

  • Valentine, öldüreleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine "Valentine'ninden" imzalı bir aşk notu vermişti.
  • Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde gizlice evlenmelerine yardım etmişti.


Günümüzde Sevgililer Günü

Sevgililer Günü çikolataları
Sevgililer Günü çikolataları

Zamanla 14 Şubat sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline gelmiştir. 1800 yıllardan sonra Amerika'da Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında çiçekler geliyor. Çikolata ve bir kart ile de aşklarını anlatıyorlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

gelecekte olacak şeyler (tahminen)

30/1/2007 · Kategori: bilim

hiç kimse gelecekte olacak şeyleri bilemez. bunlar sadece bilimsel tahminlerdir.

 

2010 daha iyi, hızlı ve akıllı bilgisayarlar sayesinde siz doğmadan önce ölmüş olan oyuncuların oynadığı yeni filmler çekilebilecek.ama sinemada değil cep telefonlarından izliyebiliceksiniz. ayrıca telefonunuzda video,fotoğraf ve kitapta olacak.

 

2011 sadece sizin istediğiniz konuları içeren dergiyi okuyorsunuz hatta  dergi sizin adınızı taşıyor.

 

2012 kapınızın anahtarı, pasaport gibi heryerde her şeye kullanabileceğiniz bir akıllı kartınız olacak. resmi kurumlar nerde olursanız olun sizi izleyebilecekler.

 

2013futbolcular formalarında kamera ve mikrofon olacak. oyunun en sevdiğin oyuncuyu izleyerek geçireceksiniz.

 

2015 robotlar okadar akıllı ve güvenilir olacakki her işte kullanılabilecekler.onlara okadar alışacaksınızki fark etmeyeceksiniz bile.

 

2018 MEMS (mikro elektro mekanik sistemleri) denilen mercimek büyüklüğünde bir makina geliştirilecek içinde yok yok herşeyde kullanılabilecekler.)

 

2020 enerjiden herşey üretilecek. ayda

 

2025 zengin ülkelerin çoğunda robotlar olacak.robotlar savaşlarda bile kullanılacak.

 

2030 aydaki üs gelişecek ve turistler orda kalabilecekler.

 

2030 marsa robotlar bir üs inşa edecek ve insanlar birkaç ay orda kalacak.

 

2040 hemen hemen tüm hastalıklar genetik mühendisliği sayesinde tedavi edilebilecek.hayvanat bahçelerinde klonlanmış dinazor bulunacak.

 

2045 uzay çöplerle dolacak.eski uzay istasyonlarından kopan parçalar sorun yaratacak.ay yüzeyine yerleştirilen süper güçlü lazerler sayesinde atıklar yeryüzüne düşmeyecek.

 

2050 insanlardan daha akıllı robotlar icat edilecek. bilgisayarlar kullanılacak ama klavyeleri olmayacak bunun yerine onlarla konuşacağız.

 

2060 marsta kalıcı bir üs inşa edilecek.

 

2070 yeryüzünde orman kalmayacak.ormanların nerdeyse tamamı ihtiyaç veya devasa araziler geliştirmek için kullanılacak.insanlar tarlalarda çalışmayacak. onun yerine bilgisayarlar tarafından yönlendirilen robotlar çalışacak.

 

2075 aydaki ve marstaki üsler büyecek ve insanların yaşayıp büyüdüğü biryer olacak ve bunlar bağımsızlıklarını dünyaya ilan etmek isteyecek.ve belkide ilk defa gezegenler arası savaş çıkacak.

 

2080 insanların çoğu 120 yaşının üzerinder olacaklar.

 

2090 labaratuarda geliştirilen virüslerden plastik maddeler yapılacak ve kullanıldıktan sonra parçalarına ayrılacak.

Yorum (2) Yorum yaz!

bin kat daha hızlı hafıza kartı

22/1/2007 · Kategori: bilim

IBM, Qimonda ve Macronix firmaları, elektronik yongalara az enerjiyle çok hızlı işlem yapma imkanı veren keşifte bulundu.

IBM nanoteknoloji sorumlularından Spike Narayan, keşfin kısaca PCM adı verilen ve "flash" hafıza kartlarından 500 ila 1000 kat daha hızlı hafıza kartlarıyla ilgili olduğunu söyledi. PCM kartı; dijital kameralar ve müzikçalar gibi cihazlarda kullanılan "flash" kartlarının tükettiğinin yarısı kadar enerji harcıyor.

Narayan, "Flash kartlarıyla yapılamayan birçok şey, PCM hafıza kartlarıyla yapılabilir. Bunlar harddiskin yerini alabilir, daha hızlı bilgisayar yapılabilir" dedi. Narayan, şirketlerin istemesi halinde, PCM'in nanoteknolojiyi tamamlayabileceğini kaydetti.

Yorum (yok) Yorum yaz!

kirlilikler

17/1/2007 · Kategori: bilim

su kirliliği      Dünyamız su bunalımı ile karşı karşıya. Çünkü su kullanımı hızla artıyor (2000 yılında iki katını çıkacak) .Buna karşılık kullanabilir su kaynakları sınırlı.

Dünya nüfusunun %40'nı barındıran 80 ülke, şimdiden su sıkıntısı çekiyor.

Ülkemizde durum nasıl?Tatlı su kaynaklanınız bol değil, ancak yetiyor.

Türkiye'nin yıllık yağış ortalaması 640mm Dünya ortalaması 1000 mm.

Göllerimizi, barajlarımızı, nehirlerimizi, yeraltı sularımızı ve denizlerimizi çöl iyi değerlendirmeli, temiz tutmalıyız. Arıtma tesislerini yaygınlaştırmalı, sulamalarınızı evsel ve endüstriyel atıklarla kirletmemeliyiz. Aşırı gübreleme, bilinçsiz kullanılan zirai mücadele ilaçları ve yoğun yapılaşma baskısından sakınmalıyız.

Suyun değerini bilelim, yokluğunu yaşamayalım.İnsan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından olan su, sınırlı bir kaynaktır. Dünya nüfusunun hızla artmasına rağmen su kaynaklarının sabit olması, bu kaynakların kirletilmesi ve tüketilmesine neden olmaktadır. Bilinçli su kullanımıyla, yaşam kalitemizi bozmadan alacağımız basit önlemlerle su kaynaklarımızın kirlenmesini ve tükenmesini önleyebiliriz. Evimizdeki musluklara takacağımız DÜŞÜK AKIŞ MUSLUK HAVALANDIRICISI ile%50 oranında daha ekonomik su kullanımı mümkün olacaktır. Arabamızı ya oto yıkama tesislerinde yıkatalım, ya da hortum kullanmak yerine, kovaya su doldurarak kendimiz yıkayalım. Tuvaletlerimizde gereğinden fazla su sarfiyatını önlemek için rezervuarlarımızdaki su seviyesini düşürebiliriz. Bahçeleri günün erken saatlerinde, toprak ısınmadan sulayarak gereksiz yere suyun buharlaşmasını önleyelim. Unutmayalım ki; gereksiz yere harcadığımız her damla su, nehirlerin kurumasını, balıkların tükenmesini, barajların boşalmasını hızlandıracaktır.

 

 

gürültü kirliliği Gelişmiş ülkelerde teknolojinin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkmış olan gürültü sorunu, günümüzün önemli çevre sorunlarından birisi olmasına karşın, ülkemizde az bilinen bir kirlilik türüdür. Gürültü insanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz yönde etkileyen, fizyolojik ve psikolojik dengelerini bozabilen, iç performansını azaltan, çevrenin hoşluğunu ve sakinliğini yok ederek niteliğini değiştiren bir tür kirliliktir.

Yaşama kalitemizi bozmadan alacağımız basit önlemlerle insan sağlığı üzerinde olumsuz etki yapan gürültü kirliliğini önleyebiliriz.

Düğün, sünnet, v.b. toplu merasimlerde, çevrede bulunabilecek yaşlı, hasta ve bebekleri düşünerek, aşırı gürültülü müzik çalmayalım ya da kapalı ve ses yalıtımlı mekanları seçelim. İşyerlerindeki gürültünün dışarı taşımasını önleyecek ses yalıtımlarını yapalım, yapmayanları uyaralım. Evlerimizde kullandığımız TV ve müzik aletlerinin sesini sadece kendi duyabileceğimiz kadar açalım. Çevremizdeki insanları rahatsız edecek gereksiz gürültülerden kaçınalım. Gereksiz yere korna çalmayalım. Patlak egzozlarımızı hemen tamir ettirelim. Evlerimizdeki bakım ve onarım işlerini uygun saatlerde yaptıralım. Toplumun huzurunu bozacak davranışlardan kaçınalım ve insanca yaşamak için birbirimizin haklarına saygı gösterelim. Bina içerisindeki ayak sesleri ve benzer gürültüleri önlemek için gerekli tedbirleri alalım. Evlerde yapılacak kutlamalarda komşuları rahatsız edici gürültülerden kaçınalım. Çevre Kanununun 14. maddesi kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh salığını bozacak şekilde Gürültü Kontrol Yönetmeliğinde belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılmasını yasaklanmıştır. u konu hakkındaki şikayetleri Valiliklere bildirebilirsiniz. İnsanların dinlenmeye ihtiyaç duyduğu tatil beldeleri ve piknik yerlerinde aşın gürültü yapmak, yüksek sesli müzik dinlemek bir kültür noksanlığı olduğu gibi, aynı zamanda sağlıksız bir davranıştır.

 

 

 

 

Hava Kirliliği      

 

Hava kirliliği insan sağlığını doğrudan etkiler. Bu nedenle hava kirliliği konusunda daha duyarlı olmalıyız.

İşte konuya ilişkin bazı bilgiler:

Havanın % 78'i Azot; ama bizim için önemli olan havadaki OKSİJEN. Otomobilinizin kontağını çevirirken bile ateşleme için oksijen gerekli, oksijen kaybını önleyemeyiz ama oksijen yapımını sağlayabiliriz. Hava kirliliği hava katmanlarında sera etkisine, bu ise iklim değişikliğine yol açar. İnsan yapımı kloroflorokarbonlar ozon tabakasını inceltiyor, ozonun incelmesi, çevre ve insan sağlığı üzerinde çok olumsuz etkiler yapıyor. Hava kirliliği ve küresel ısınmayı önlemek için pek çok şey yapabiliriz, ama öncelikle aşırı enerji kullanımından kaçınmalıyız. Hepimizin üzerine hava kirliliği ile ilgili belli sorumluluklar düşmektedir.Eğer sorumluluk duygusuyla önce ben diyerek işe başlarsak sorunun yarısını çok kısa sürede çözeriz.

Yok başkaları yapsın diyorsak kentlerden kaçarken önce ben demek zorunda kalabiliriz.

 

 

Erozyon      Toprak; yeryüzünün dışını kaplayan, kayaların ve organik maddelerin, tarla ayrışma ürünlerinin karışımından meydana gelen, içerisinde ve üzerinde geniş bir canlılar alemini barındıran ve belirli oranlarda su ve hava içeren bir maddedir.

Türkiye'nin en önemli çevre sorunu EROZYON Avrupa'dan 12, Afrika'dan 17 kat daha fazladır.

1 cm. kalınlıkta toprak ancak bir kaç yüzyılda oluşabilir. Ana madde, iklim, canlılar, topografya ve zaman gibi etmenlerle süre bazen binlerce yıla da uzayabilir. Bu olgu uğradığımız felaketin ne denli büyük olduğunu gösterir.

Toprak kaybını da etkin Çevre Yönetimi yle yavaşlatabiliriz. Ormanlarımızın, cayır ve meralarımızın, sulak alanlarımızın üzerine titreyerek... Topraklarımızı her türlü kirleticilerden koruyarak...

Türkiye'de ormanlar başta olmak üzere her çeşit bitki örtüsü giderek azalmaktadır.Ormanlarımızın devamlılığını tehlike sokan etkenler arasında; orman yangını, zararlı böcek ve hastalıklar bulunmaktadır.

Bunları önlemek için;

Orman yangınlarının olmaması için gerekli tedbirleri alalım. Orman alanlarına yapılaşmayı engelleyelim. Ormanlarımızda ağaç kesimi yapmayalım. Gürültünün strese ve de bir çok hastalıklara sebep olduğunu unutmayalım

Yorum (1) Yorum yaz!

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım